






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi (LHD), Yıl 2026 Sayı 278 ( Şubat)</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3775</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi (LHD)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>İngiliz Deniz Sigortası Hukukunda ‘Pay to be Paid’ Kuralının İşlevi ve Hukuki Etkisi</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82964</guid>
      <author>FERAY FIRINCIOĞULLARI</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="tab-stops: 175.2pt;"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Koruma ve Tazminat (Protection and Indemnity &amp;ndash; P&amp;I) sigortası, gemi sahiplerinin üçüncü kişilere karşı sorumluluklarını güvence altına alan özgün bir deniz sigortası türüdür. Sisteminin merkezindeki “pay to be paid” kuralı, sigortalının kulüpten tazminat talep edebilmesi için önce üçüncü kişiye ödeme yapmasını şart koşar. İngiliz mahkemeleri kuralın geçerliliğini istikrarlı biçimde teyit etse de, özellikle iflas hâllerinde üçüncü kişiler açısından yarattığı sınırlayıcı etkiler eleştirilmiştir. Bu makale, kuralın doktrinel temellerini, yargısal uygulamasını ve İngiliz sigorta hukukundaki yerini incelemektedir. “Pay to be paid”in yalnızca sözleşmesel bir şart değil, karşılıklı sigorta sisteminin yapısal güvencesi olduğu; ancak adalete erişim yönünden sorunlar yarattığı ileri sürülmektedir. &lt;em&gt;The Fanti, The Padre Island, The Yusuf Çepnioğlu, The Prestige &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; MS Amlin Marine&lt;/em&gt; davaları ışığında kuralın işlevi ve üçüncü kişiler üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MAKUL SÜRE GEREKÇESİYLE HUKUKİ GÜVENLİKTEN FERAGAT: 5235 SAYILI KANUN MADDE 35/A İNCELEMESİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87071</guid>
      <author>Barış Küçük  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%;"&gt;Türk hukuk sisteminde 2016 yılında faaliyete geçen bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı hem maddi hem de hukuki denetim yaparak yargılama sonucu verilen kararların kalitesini artırmayı ve Yargıtay’ın iş yükünü azaltarak, temyize gidilemeyen hallerde bir içtihat mahkemesi olarak çalışmayı kendisine hedef olarak belirlemiştir. Bu hedeflere ulaşmanın en önemli yollarından biri, bölge adliye mahkemeleri bünyesinde bulunan hukuk dairelerinin belirli hukuki uyuşmazlıklarda ihtisaslaşması ve bu hukuk dairelerinin vermiş olduğu kararlar arasında makul bir istikrarın sağlanmasıdır. Ancak bu ihtisaslaşma ve kararlar arasında makul istikrarı sağlama idealine ilişkin mevzuatta birbiriyle çelişki içinde bulunan hükümler ve uygulamada yapılan hatalar, adaletin tesisini hızlandırmak ve güçlendirmek yerine bir dizi usulî sorunlara yol açarak hukuki güvenlik, usul ekonomisi ve adil yargılanma hakkı gibi temel ilkeleri zedeleyen sonuçlara yol açmaktadır. Bu çalışma, bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde ihtisaslaşma ve verilen kararlar arası makul istikrarı sağlama hedefine ulaşmanın önündeki ön inceleme süresinin geçmesinin akabinde dosyanın, incelemeyi yapması gereken esas daireye gönderilememesi sorununu incelemektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KULÜP YAKLAŞIMINDA İKLİM ADALETİNİN GELİŞTİRİLMESİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79248</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79248</guid>
      <author>Türkan Gülce BUDAK  </author>
      <description>İklim değişikliği yönetişimindeki son gelişmeler alternatif yasal rejimlere odaklanmaktadır; bunlardan biri de iklim kulübü yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, piyasa temelli mekanizmaları teşvik ettiği ve sermaye birikimini mümkün kıldığı için neoliberal iklim politikalarıyla bağlantılıdır. Ancak kulüp girişimi, kulüp üyesi olmayan ülkelerde dağıtımsal ve uluslararası adalet kaygıları yaratma riski taşımaktadır. Bu nedenle iklim kulübü, kendi yetki alanı dışındaki, özellikle de gelişmekte olan ülkelerdeki karbonsuzlaştırma çabalarını desteklemek için dış politika ve yardım programlarına adil bir geçiş mekanizması dahil etmelidir. İklim kulübü bunu yaparak siyasi fizibilitesini ve meşruiyetini kolaylaştırabilir. Bu makale, Avrupa Yeşil Anlaşma Adil Geçiş çerçevesinden yola çıkarak iklim kulübündeki adalet kaygılarını ele almaktadır. AB çerçevesinin seçimi, Avrupa Komisyonu'nun iklim kulübü yaklaşımının da hedefi olan ticaret politikaları yoluyla iklim eylemi için uluslararası ortaklıkların güçlendirilmesinde öncü bir rol oynama taahhüdünde yatmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kişisel Verilerin Korunması, Mahremiyete Saygı ve Avrupa Birliği'nin Özel Hukuki Çerçeveleri Aracılığıyla Neo-Dijital İnsan Hakları Çatışmasının Anlaşılması</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87487</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87487</guid>
      <author>Melih Uğraş Erol   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB" style="mso-ansi-language: EN-GB;"&gt;Dijital dünyada, kişisel verilerin korunması ve mahremiyetin saygı görmesi, diğer temel hakların korunmasıyla bir arada var olur. Dijital çocuk istismarıyla mücadeleye yönelik bazı politikalar, kişisel verilerle ilgili endişelerle çelişebilir. Ayrım gözetmeyen gözetim, kişisel verilere ve mahremiyete müdahale ederek insanların dijital platformlardan uzaklaşmasına neden olabilir. Bu caydırıcı etki, dijital uçurumun genişlemesine katkıda bulunur ve kalkınma hakkını da ihlal eder. Mahremiyeti hiçe sayarak şiddeti yayınlamak ve buna bağlı olarak kişisel verilerin ticarileştirilmesi, dijital altyapıların yaygın olduğu ve günlük yaşama entegre olduğu bağlamlarda ortaya çıkan çatışmalara neden olmaktadır. Bu eşzamanlı sürtüşmeler, neo-dijital insan hakları çatışması olarak adlandırılabilecek sorunları doğurmaktadır. Kapsamlı bir insan hakları koruma çerçevesine bağlılığıyla Avrupa Birliği (AB), söz konusu bu çatışmayı azaltmak için yasal düzenlemeler hazırlamaktadır. Ancak, her şeye rağmen insan hakları için mevcut geleneksel devlet merkezli paradigmanın etkinliği giderek geçerliliğini yitirmektedir. Netice olarak, dijitalleşme ve insan haklarının en uygun şekilde uyumlaştırılması için çok paydaşlı bir yönetişim çerçevesi şarttır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


