






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2025 Sayı 268 (Nisan)</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3154</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-05-22</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>GÜNEY KORE VE TÜRK HUKUK SİSTEMLERİNDE BİREYSEL İDARİ İŞLEMİN HUKUKA UYGUNLUK DENETİMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI ÜZERİNE BİR DENEME (İtiraz Davası vs. İptal Davası)</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78141</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78141</guid>
      <author>Kübra BAYRAKTAR  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir ülkenin “idari dava” kurumu, ülkenin anayasal olarak tanımlanmış güçler ayrılığını ve devletin organları arasındaki kontrol ve dengeyi yansıtır. Dolayısıyla bir ülkedeki idari dava uygulamalarının incelenmesi, o ülkede yetkinin nasıl dağıtıldığını ortaya koyar ve her bir organın hukukun üstünlüğünü gerçekleştirmedeki rolüne dair fikir verir. İlgili çalışmada, yargı birliği sistemini benimseyen Güney Kore ve yargı ayrılığı sistemini benimseyen Türkiye gibi iki farklı yargı düzeni sistemine sahip ülkelerdeki idarenin kişisel ve öznel durumlara ilişkin bireysel/birel nitelikte idari işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenmesine yönelik davalardan Türk İdari Yargılama Usul Kanunu’nda öngörülen “İptal Davası” ile Güney Kore İdari Yargılama Kanunu’nda düzenlenen “İtiraz Davası”nın kavramsal ve teorik olarak ilgili mevzuat, literatür ve mahkeme içtihatları çerçevesinde karşılaştırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle Güney Kore’de idarenin yargısal denetimine ilişkin sürece yer verildikten sonra söz konusu dava türleri, davanın şartları ve sonuçları açısından çalışmanın hacmi izin verdiği ölçüde karşılaştırarak incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2025-05-22</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kanuni Bekleme Süresinin Kadın Erkek Eşitliği Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77681</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77681</guid>
      <author>Seda İrem Çakırca  </author>
      <description>&lt;span lang="TR"&gt;Soy bağı karışıklığını engellemek amacıyla sadece kadınlar için varlığını sürdüren bekleme süresi, güncel tıbbi gelişmeler ve TMK’nın babalık karinelerine ilişkin hükümleri karşısında gerekli olup olmadığı tartışmalıdır. Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesi karşısında sadece kadının yeniden evlenmek için üç yüz gün beklemesi veya hâkime başvurup bekleme süresini kaldıran bir karar almasının zorunlu olmasının hukuken geçerliliği bu çalışmanın ana araştırma sorusu olacaktır. Bu bağlamda; öncelikle evlenme engelleri arasında sayılan kadın için bekleme süresinin TMK’da nasıl ve hangi gerekçelerle düzenlendiği incelenecek; kanunun sadece kadınlar açısından bir evlilik engeli niteliğinde olan bu düzenlemesinin varlık nedeni tartışmaya açılacaktır. Bekleme süresi düzenlemesinin insan hakları belgelerinin denetim organlarınca kadın-erkek eşitliğinin, ayrımcılık yasağının ve özel hayatın korunması hakkının ihlali niteliğini haiz bir düzenleme olarak görülüp görülmediği son bölümde, özellikle AİHM’in 2023 yılında verdiği Nurcan Bayraktar kararı ekseninde ele alınacaktır. Son olarak ise güncel hukuki gelişmeler de dikkate alınarak olması gereken hukuk açısından öneriler getirilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-22</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN REDDİ HALİNDE DAVACI ALEYHİNE YÜKLETİLEN KARŞI VEKALET ÜCRETİNİN ANAYASAYA AYKIRILIĞI</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78515</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78515</guid>
      <author>DENİZ KAYA  </author>
      <description>&lt;p class="Paragraf" style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Manevi olarak zarara uğrayan kişinin, uhdesinde oluşan manevi zararın giderilmesi için hâkimin müdahalesine başvurması mümkündür. Hâkim tarafından, geniş takdir yetkisi kapsamında zarar gören lehine bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği gibi başkaca bir giderim de belirlenebilir. Ancak uygulamada ağırlıklı olarak bir miktar paranın ödenmesine karar verilmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="Paragraf" style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Yargının istikrarlı kararları uyarınca da zarar görenin talep konusu yapmış olduğu manevî tazminatı, kısmi dava veya belirsiz alacak davası şeklinde isteyemeyeceği kabul edilerek zarar gören henüz davanın en başında, hâkimin takdir yetkisine göre belirlenecek bedeli tahmin etmeye mecbur bırakılmaktadır. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="Paragraf" style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;Bu çerçevede manevî tazminat davalarının kısmî dava veya belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürülememesi, bu nedenle de zarar gören tarafından, talep konusu yapılan bedelin yüksek tutulması, zarar ile talep olunan bedel arasında fahiş farkın bulunmaması halinde, her durumunda manevî tazminat davasının kısmen ret ile sonuçlanması nedeniyle zarar gören aleyhine vekalet ücretine hükmedilmektedir. Ancak bu durum anayasaya aykırı olup mahkemeye erişim hakkına açık bir müdahaledir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 12.0pt; line-height: 150%; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-22</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ İLE KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA KADRO İHDASI/İPTALİ YAPILABİLİR Mİ?</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80612</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80612</guid>
      <author>Gonca Erol  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarının ihdasına veya iptaline ilişkin CBK hükümleri, anayasaya aykırılık iddiasıyla AYM önüne en sık götürülen konulardan birisidir. Zira AYM’nin şimdiye kadar yayınladığı 90’ın üzerindeki CBK denetim kararlarının en az yarısında kadro ihdası/iptali öngören bir düzenlemenin de denetlendiği görülmektedir. Bununla birlikte, iki istisna dışında, incelediğimiz tüm kararlarda kadro ihdası/iptali öngören düzenlemelerin iptali istemi reddedilmiştir. Ancak bu ret kararlarının tümü oyçokluğuyla alınmıştır. Bu bakımdan, denilebilir ki, AYM çoğunluğu istikrarlı bir şekilde CBK ile kadro ihdası yapılabileceği konusunda görüş bildirirken, kimi üyeler ise yine istikrarlı bir biçimde CBK ile kadro ihdası yapılamayacağını belirterek karşı oy vermiştir. Bu çalışma, “CBK ile kadro ihdası yapılabilir mi?” sorusuna olumlu ve olumsuz cevap verenlerin karşılıklı argümanlarını, konuya ilişkin yaklaşım farklılıklarını AYM kararları ışığında incelemekte ve değerlendirmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-22</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BIRLEŞIK KRALLIK'TA ANAYASAL TEAMULLER</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78067</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78067</guid>
      <author>Aysel Demirci  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Yazısız anayasa devlet ana teşkilat düzenine ilişkin kuralların tek bir metinde toplanmadığı bir anayasal düzeni ifade eder. İngiltere yazısız anayasanın olduğu birkaç ülkeden biri olduğu kabul edilmektedir. İngiltere`de 1215 tarihli Magna Carta’dan itibaren kabul edilmiş birçok anayasal belge olmasına rağmen, kodifiye edilmiş tek bir yazılı anayasa bulunmamaktadır. İngiltere de anayasal teamüllere dayalı bir anayasal isleyişinin olduğunu bilmekteyiz. Bu makale de bu teamüllere dayanan, kodifiye edilmemiş anayasal sistemin isleyişinde çok önemli bir yere sahip olan anayasal teamüllerin neler olduğunu detaylı olarak ele alacağız.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-05-22</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


