






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2025 Sayı 267 (Mart)</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3137</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-06-18</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TÜRK HUKUK TARİHİNDE TERÖR SUÇLARI</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77628</guid>
      <author>Uğur Arslan    </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Terörizm temel hak ve hürriyetlere, özellikle de yaşama hakkına, vücut dokunulmazlığına, özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik en büyük tehditlerden birisidir. Siyasal amaçlı olarak başvurulan örgütlü ve sistematik şiddet eylemleri salt günümüze özgü bir olgu olmayıp bu fiillerin geçmişte ortaya çıkmış birçok örneğine rastlamak mümkündür. Selçuklularda, Osmanlı Devleti’nde ve Millî Mücadele döneminde yaşanan devlete isyan (baği) suçları bu duruma örnek olarak gösterilebilir Cumhuriyet tarihinde konjonktürel yaklaşımla terör suçlarının formüle edildiği görülmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal Mahkemeleri Kanunu yürürlüğe sokulmuş, Soğuk Savaş döneminde en büyük tehdit olarak görülen komünizm için TCK’nın 141 ve 142’nci maddeleri devreye alınmış, 12 Eylül askeri darbesinden sonra TCK’nın 163’üncü maddesi işlevsel hale gelmiş ve en nihayet SSCB çöktükten sonra bölücü terör gündem olmuş ve 3713 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Terörizm, terör suçları ve terör hukuku bakımından yakın tarihli en önemli gelişme ise 15 Temmuz başarısız darbe girişimi sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında birçok kanun hükmünde kararname (OHAL KHK) yayımlanarak terör mevzuatında çok sayıda değişiklik yapılması olmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-06-18</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK HUKUKUNDA TAŞIYICI ANNELİK GERÇEK ANLAMIYLA YASAKLANMIŞ VEYA DÜZENLENMİŞ MİDİR?</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80956</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80956</guid>
      <author>BAŞAK BAŞOĞLU KAPANCI  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; tab-stops: 1.0cm; margin: 0cm 27.95pt .0001pt 1.0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1; mso-fareast-language: X-NONE;"&gt;Doğal yollarla çocuk sahibi olan çiftlerin sayısındaki azalma, taşıyıcı annelik gibi yardımcı üreme yöntemlerine hem talebi artırmış hem de bu yöntemlerin yerindeliğini tartışmalı hale getirmiştir. Türk hukukunda taşıyıcı annelik, 2018’den bu yana gündemde olmamakla birlikte, mevcut düzenlemeler yalnızca evli çiftlerin homolog üreme hücrelerini kullanarak yardımcı üreme tedavilerinden faydalanmalarına izin vermektedir. Heterolog yöntemler ve taşıyıcı annelik yasaktır ancak taşıyıcı anneliğe yönelik cezai yaptırımlar da bulunmamaktadır. Kanun koyucu bir yandan taşıyıcı annelik uygulamalarına sessiz kalarak çiftleri taşıyıcı anneliğin serbest olduğu ülkelere “üreme turizmine” yönlendirmekte, diğer yandan da bu çiftlere Türk hukukunda yeterli hukuki korumayı sağlamamaktadır. Oysa yasaklamak yerine düzenlemek, taşıyıcı anneliğin sıkı denetim altında uygulanmasını sağlayabilir. Bu da etik ve yasal pek çok soruna çözüm getirebilir. Bu çalışmada, taşıyıcı annelik uygulamalarının Türk hukukunda tabi olacağı hukuki düzenlemeler ortaya koyulduktan sonra Türk hukukunun mevcut yapılarına uyumlu bir taşıyıcı annelik düzenlemesi yapılmasının mümkün olup olmadığı tartışılacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-06-18</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK HUKUKUNDA KRİPTO VARLIK HİZMET SAĞLAYICILARININ YASAL ÇERÇEVESİ: 7518 SAYILI KANUN VE MICA PERSPEKTİFİNDEN BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81003</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81003</guid>
      <author>Arif DuranIşıl IŞIK SARIKAYA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ülkemiz başta olmak üzere dünyada kripto varlık kullanımı giderek artmaktadır. Kripto varlıkların alımı, satımı, transferi ve diğer işlemleri kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından gerçekleştirilmektedir. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının belirli yükümlülüklerinin yanında bu yükümlülüklerin ihlali sonucunda sorumlulukları bulunmaktadır. Çalışmamızın temelini oluşturan 7518 sayılı Kanun’da kripto varlık ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yer verilmiş ve hizmet sağlayıcıların şahsi sorumluluğu düzenlenmiştir.&#13;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çalışmamızda konunun anlaşılması için öncelikle kripto varlıklar ve özellikleri ele alınacaktır. Ardından, ülkemiz ve küresel ölçekteki önemi sebebiyle Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından kabul edilen Kripto Varlık Piyasaları Tüzüğü’nün (MICA) ilgili hükümleri incelenecektir. Devamında kripto varlıkların Türkiye’deki yasalaşma süreci üzerinde durularak MICA çerçevesinde değerlendirme yapılacaktır. Çalışmamızın ikinci kısmında kripto varlık hizmet sağlayıcıları ile platformlar, bunların kuruluş ilkeleri ve yükümlülükleri incelenecektir. Son bölümde ise kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sorumluluğu ve bu sorumluluğun sonuçları ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2025-06-18</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ZİLYETLİK ve TAPU SİCİLİNİN HUKUKİ ANLAMI VE ÖNEMİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79759</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79759</guid>
      <author>Haluk Saruhan</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 0cm; text-indent: 35.4pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Zilyetlik ve tapu sicili, Türk hukukunda önemli kavramlardır ve mülkiyet haklarının güvence altına alınmasında kritik bir rol oynar. Zilyetlik, özellikle evliliklerde kadınların, sosyal ve kültürel anlamda sahip oldukları değerli eşyaların hukuki anlamda tanınması ve korunması için kullanılan bir terimdir. Tapu sicili ise, taşınmaz malların mülkiyetinin ve üzerindeki hakların kaydedildiği resmi bir sistemdir. Her iki kavram da bireylerin haklarını koruma, toplumda mülkiyet düzeninin sağlanması ve olası hak ihlallerinin önlenmesi açısından büyük öneme sahiptir. Zilyetlik, özellikle boşanma ve miras gibi durumlarda, eşler arasında mal paylaşımının adil bir şekilde yapılmasına olanak sağlar. Tapu sicili ise, taşınmaz malların alım satımında, mirasta ve diğer hukuki işlemlerde tarafların haklarının net bir şekilde belirlenmesine yardımcı olur. Bu nedenle her iki kavram da, hukuk sisteminin temel taşlarını oluşturur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-06-18</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUŞTURMA İZNİNE İLİŞKİN SORUNLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76622</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76622</guid>
      <author>Korkut KanadoğluTevfik Sönmez Küçük   ,Battal Niyazi Şahin ,Uğur Uruşak   , </author>
      <description>Kamu görevlilerinin yargılanması, hukuk devleti ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Kamu görevlilerinin yargılanması açısından özel usullere ihtiyaç olup olmadığı ise tartışmalıdır. Türkiye, kamu görevlilerinin yargılanmaları konusunda izin sistemini kabul etmiştir. Bu çalışmada soruşturma iznine ilişkin kararlara itiraz sonucunda verilen kararların hukuki niteliği ele alınacaktır. Bu kararlara ilişkin yargı organlarının değerlendirmeleri eleştirel bir gözle değerlendirilecek ve öğretideki görüşlere yer verildikten sonra kendi yaklaşımımız ifade edilecektir. Ayrıca soruşturma izninin verilme(me)sinin ardından bu kararların bireysel başvuruya konu edilebilmesi için tüketilmesi gereken olağan kanun yollarının ne olduğu sorusunun da yanıtı aranacaktır.</description>
      <pubDate>2025-06-18</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


