






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2024 Sayı 264 (Aralık)</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3079</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-01-08</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Anayasa Mahkemesi’nin 2942 Sayılı Yasa’nın 10. Maddesinin 9. Fıkrasını İptali ve Bu Aşamadan Sonra Yapılması Gerekenler</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74519</guid>
      <author>Ogün OKTAY</author>
      <description>            1.8.2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesinin 9. fıkrasını iptal etti. Bu hüküm, kamulaştırma bedelinin tespiti amacıyla açılan davanın dört ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu sürenin bitiminden itibaren tespit edilen bedele kanuni faizin işletilmesini öngörmekteydi. İptalin arkasındaki temel gerekçe, anılan hükmün kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesine ilişkin anayasal ilkeyi ihlal ediyor olmasıydı. Mahkeme’ye göre gerek dört aylık süre, gerekse yüksek enflasyon döneminde kanuni faiz oranı ile enflasyon arasındaki fark, taşınmazın gerçek değerinin taşınmaz sahibi malike ödenmesini olanaksız hale getirmekteydi.&#13;
            Bu çalışmada da öncelikle ilgili karar özetlenerek analiz edilecek, ardından iptal edilen hükmün ardından oluşan yasal boşluk sebebiyle ulusal düzeyde yerel mahkemelerin atması gereken adımlara öneriler getirilecektir. Bu noktada devletin vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini yatay ve dikey ilişkilerde korumasını emreden koruma yükümlülüğü teorisi ve pozitif yükümlülüklerinden faydalanılacaktır.</description>
      <pubDate>2025-01-08</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TAŞIMA HUKUKUNDA ZIYA VE HASAR KAVRAMLARI</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75845</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75845</guid>
      <author>Ahmet Batuhan OYAL</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400;"&gt;Taşıma hukuku kuralları dağınık yapıdadır. Bu durum, eşyada meydana gelen zarar türünün ifade edilmesi için farklı kavramların kullanılmasına sebep olmaktadır. Mevzuatta kullanılan terimlerden farklı olarak doktrinde ve yargı kararlarında eşyanın zararını ifade etmek için zıya ve hasar kavramları kullanılmakla birlikte bu kavramların tüm taşıma hukuku bakımından kabul gören genel birer tanımı yoktur. Zıya ve hasar kavramlarının farklı şekillerde tanımlanması ve bu kavramların kapsamları konusunda bir görüş birliği olmaması, somut olayda meydana gelen zararın hukukî nitelendirilmesi yapılırken sorunlara neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra somut olayda meydana gelen zararın hukukî olarak doğru nitelendirilmesi, yükle ilgilinin tespit ve bildirim külfeti ile zararın hesaplanması ve ispatı bakımından önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada farklı taşıma araçlarıyla yapılan taşımalara uygulanan mevzuat hükümleri ile doktrinde ve yargı içtihatlarında kabul gören zıya ve hasar tanımları incelenerek, zıya ve hasar kavramları için taşıma hukukunun geneli bakımından geçerli olabilecek birer tanım denemesi yapılmış, ayrıca zıya veya hasarın yükle ilgilerin tespit ve bildirim külfetiyle zararın hesaplanması ve ispatına etkisi incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2025-01-08</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına İlişkin 5 Ekim 1961 Tarihli Lahey Sözleşmesi ve Apostil</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74667</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74667</guid>
      <author>FİGEN TABANLIGökçe Varol Karaosmanoğlu </author>
      <description>5 Ekim 1961 tarihli “&lt;em&gt;Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına Dair Lahey Sözleşmesi&lt;/em&gt;”, Türkiye’de 20.06.1984 tarih ve 3028 sayılı Kanunla uygun bulunarak, 29.09.1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Apostil (onay şerhi) ile birlikte, bir belgenin başka bir devlette de geçerliliğinin teyit edilerek, yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir yöntem oluşturulmaya çalışılmıştır. “&lt;em&gt;Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına Dair 5 Ekim 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi&lt;/em&gt; ” on beş maddeden oluşan bir sözleşmedir. Söz konusu Sözleşme’de, Sözleşme’ye ilişkin açıklamalara, Sözleşme kapsamındaki belgelere, Sözleşme’yle ilgili şekil şartlarına ve usûle yer verilmiştir. Ayrıca Sözleşme tarafından öngörülen sertifikanın örneği olan bir ek içermektedir. Uygulamada, apostilin şekli, hangi belgelerde apostil uygulanacağı, e-apostil uygulaması gibi pek çok konuda problem vardır. Çalışmada Sözleşme’nin niteliğine, içeriğine ve konu ile ilgili olan yargı kararlarına değinilerek, bu problemlere ışık tutulmaya çalışılmıştır. Böylelikle, çalışmada Sözleşme’nin uluslararası hukuk, medeni usûl hukuku ve milletlerarası özel hukuk bakımından incelenmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2025-01-08</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sorumsuzluk Anlaşmasının Geçerlilik Koşulları</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78326</guid>
      <author>Sera REYHANİ YÜKSEL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Öz&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify; text-indent: 18.0pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Borçlar hukukuna hâkim olan sözleşme özgürlüğü prensibinin bir sonucu olarak tarafların borçlunun sorumluluğunu daraltıp tamamen ortadan kaldırmaları mümkün olabilmektedir. Sorumsuzluk anlaşması sadece borçlunun kendi borca aykırı davranışından sorumsuzluğuna ilişkin olmak zorunda değildir; aynı zamanda borçlunun yardımcı kişinin davranışlarından sorumsuzluğuna ilişkin de yapılabilir. Sorumsuzluk anlaşmasının hukuki niteliği sözleşme olup tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile oluştuğu sürece geçerli olmaktadır. TBK m. 27 hükmü uyarınca sorumsuzluk anlaşmasının da kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmaması ve konusunun imkânsız bulunmaması gerekmektedir. Sorumsuzluk anlaşması, ancak borca aykırı davranıştan önce yapılabilmektedir; nitekim borca aykırı davranışla sorumluluk doğduktan sonra borçlunun tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmak veya azaltmak için yapılan anlaşmanın niteliği ibra ya da sulh olmaktadır. Kusurun derecesinin sorumsuzluk anlaşmasına etkisi vardır. TBK m. 115/f. 1 hükmü uyarınca, borçlunun hafif kusuru halinde borca aykırılıktan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma yapılabilir; ama borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşmalar kesin hükümsüzdür. Dolayısıyla kural olarak borçlunun hafif kusurundan sorumsuzluğu kararlaştırılabilirse de TBK m. 115/f. 3’te sınırlandırmalar da mevcuttur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-08</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


