






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2024 Sayı 259 (TEMMUZ)</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2920</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TRAFİK GÜVENLİĞİNİ KASTEN TEHLİKEYE SOKMA SUÇU</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74585</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74585</guid>
      <author>Muhammet Nedim BEKRİ</author>
      <description>Kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığı açısından ciddi kayıplara ve zararlara neden olan trafik kazalarını önlemesi amacıyla ihdas edilen trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçu Türk Ceza Kanunu’nun 179. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu suç Türk Ceza Kanunu’nda, topluma karşı bir suç olarak “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” arasında yer almaktadır. Esasen üç ayrı suç tipini içeren 179. maddeyle, kişilerin yaşam haklarının, vücut bütünlüklerinin ve mülkiyet haklarının, henüz zarar oluşmadan cezalandırma yoluna gidilerek korunması amaçlanmaktadır. Kanuni düzenleme fazla sorunlu husus içermemekte ve maddenin uygulaması da esasen olması gerektiği gibidir. Bununla beraber bazı önemli noktalara ilişkin olarak, uygulamacıların yaklaşımında ve kanun düzenlemesinde değişikliğe ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamız, konuya ilişkin olarak öğreti ve uygulamayı birlikte değerlendirip görüşler sunmaktadır. Bu kapsamda diğer bazı hususların yanı sıra özellikle, ikinci fıkrada düzenlenen suçun somut tehlike suçu olarak değil “potansiyel tehlike” suçu olarak kabul edilmesi, sahada yer alan görevlilerin konuya ilişkin farkındalıklarının artırılması ve maddede öngörülen cezaların caydırıcı hale getirilmesi önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Exploitation of Children in Media, The Right to Be Forgotten and Türkiye's Stance </title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73864</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73864</guid>
      <author>Deniz Nalbant</author>
      <description>Çocukların süjesi olduğu dijital içeriğiklerin hacmi zaman içinde hızla artmaktadır. Bu durum hem çocukların sosyal medyayı aktif olarak kullanmasının hem de &lt;em&gt;sharenting&lt;/em&gt;(ebeveynlerin reşit olmayan çocuklarının verilerini çevrimiçi olarak paylaşmalarının) uygulamasının yaygınlaşmasının bir sonucudur. Çocuklar, kişisel verilerinin çevrimiçi olarak paylaşılmasıyla daha olgunluk çağına ulaşmadan oldukça büyük bir dijital ayak izi edinmektedir. Bu makale, çocuklara yönelik mevcut çevrimiçi ortamı, ebeveynler tarafından bu ortamda oluşturulabilecek olumsuzlukları inceleyeceğiz ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün unutulma hakkına yönelik düzenlemesini ve bu hakkın kapsamını ele alacağız. AB ve Türkiye açısından unutulma hakkı kavramının durumu karşılaştırıp, Türk mevzuatında değişiklik yapılmasına gerek olup olmadığına karar vereceğiz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İHRACATÇILARIN HUSUSİ DAMGALI (YEŞİL) PASAPORT ALMA ŞARTLARI VE BUNLARIN EŞLERİ İLE ÇOCUKLARININ DURUMU</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76762</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76762</guid>
      <author>NURAY EKŞİ </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;1950 yılında yürürlüğe giren 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14(A) maddesi ile düzenlenen hususi damgalı (yeşil) pasaport, önceleri sadece diplomatik pasaport alamayan kamu personeline veriliyordu. Ancak zamanla hususi damgalı (yeşil) pasaport alacakların kapsamı genişletilmiş ve kamu görevlisi olmamakla birlikte bazı meslekleri yapanlara bu pasaportu alma hakkı tanınmıştır. 2016 yılında 5682 sayılı Kanun’un 14(A) maddesine eklenen bir fıkra ile bazı şartlarla ihracatçılara tanınan bu hak, 2019 yılında yine aynı maddeye eklenen bir başka fıkra ile belirli şartları taşıyan avukatlara da tanınmıştır. Çalışmamızda öncelikle hususi damgalı (yeşil) pasaport alabilecek kişiler incelenecektir. Ardından ihracatçılara hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesinin yasal dayanakları açıklanacaktır. Daha sonra gerek mal ihracatçılarına gerekse hizmet ihracatçılarına hangi şartlarla hususi damgalı (yeşil) pasaport verilebileceği üzerinde durulacaktır. Son olarak ihracatçıların eş ve çocuklarının hususi damgalı (yeşil) pasaport alamamasının hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zekâ ve Türk Anayasa Hukuku </title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74476</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74476</guid>
      <author>ERCOBAN EVREN</author>
      <description>Bir teknoloji ürününün, insanın bilişsel fonksiyonlarını taklit ederek, çevresel faktörlere uyum sağlaması ve eyleme geçmesi yapay zekâ olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde yapay zekâ farkında olarak veya olmayarak yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir. Yapay zekanın yaratmış olduğu etik sorunların yansımaları ise anayasa hukuku ile doğrudan ilgilidir. Öyle ki yapay zekanın kullanılması temel hak ve özgürlüklere müdahale edebilmeyi daha kolay hale getirmiştir. Tüm dünya anayasaları gibi T.C. Anayasası da doğal olarak yapay zekâ kavramının gelişimini öngörmemiş olup yapay zekâya özgü düzenlemeler içermemektedir. Her ne kadar anayasa hükümlerinin çoğunun yapay zekâ bağlamında doğrudan uygulanabileceğini söylemek yanlış olmasa da bu konuda yeni hukuki düzenlemeler yapılmasını son derece büyük önem taşımaktadır. Yapay zekaya ilişkin hukuki çerçeve belirlendiği taktirde yapay zekâ bir tehlike değil aksine adaletin sağlanmasında önemli bir katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


