






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2023 Sayı 243 (MART)</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2395</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TBK 14. MADDE BAĞLAMINDA TEYİT EDİLMİŞ FAKSIN  HUKUKİ MAHİYETİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67892</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67892</guid>
      <author>şebnem nebioğlu öner</author>
      <description>Türk Borçlar Kanunu’nun 14. maddesinde teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinlerin de yazılı şekil yerine geçeceği belirtilmek suretiyle yazılı şekle ilişkin yeni bir düzenleme öngörülmektedir. Söz konusu düzenleme bir imza ikamesi oluşturmak suretiyle maddi hukuk açısından önem arz ettiği gibi, teyit edilmiş faksın delil niteliği bağlamında usul hukuku açısından da önemli etkiler doğurmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İftira Suçunda Korunan Hukuki Değer, Subjektif Unsurlar ve Hukuka Aykırılık Unsurunun İncelenmesi</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67650</guid>
      <author>Rezan EPÖZDEMİR</author>
      <description>5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde suç işlemediği bilinen kimseye hukuka aykırı fiil isnadında bulunarak hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması veya idari yaptırım uygulanması amacı ile ihbar veya şikâyette bulunan ya da basın ve yayın yolu ile hukuka aykırı fiil isnat eden kişinin cezalandırılacağı düzenleme altına alınmıştır. Suçun sübut bulması için müfteri, mağdurun suç işlemediğini bilerek ve hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması amacıyla hareket etmelidir. Bilerek hareket etme unsuru suçun ancak doğrudan kast ile işlenebileceğini gösterirken; mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması ya da idari bir yaptırım uygulanması amacıyla hareket etme unsuru ise suçun sübutu bakımından özel kastın arandığını göstermektedir. Suça konu fiilin ihlal ettiği menfaatler ve suça yüklenen nitelikler suç tipinde adliye düzeninin ve bireyin şeref ve haysiyetinin koruma altına alındığını ortaya koyar. Asli korunan hukuki değer suçun temel hali bakımından adliye düzenidir. Suçun neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış halleri ile gerçek içtima kuralının öngörüldüğü üçüncü fıkrasında korunan asli hukuki değer bireyin şeref ve haysiyetidir. İftira suçu anayasal güvence altına alınmış dilekçe hakkı, iddia ve savunma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haber verme hakkı, ihbar ve şikâyet hakkı ile yakın bir ilişki içerisindedir. Yasa koyucu iftira suçunun sübuta ermesi için bu hakların sınırlarının aşılmasını gerektiğini suç tipinde vurgulamış ve iftira kastının ancak bu hakların koruma alanının dışına çıkıldığı ve suç tipinde öngörülen amaçla hareket edildiği durumlarda oluşacağını belirlemiştir. Çalışmamızda iftira suçu ile korunan hukuki değer, suçun manevi unsuru ve hukuka aykırılık unsuru öğreti görüşleri ve Yargıtay kararları ışığında incelenecek, iftira kastının niteliği ve bu niteliğin hata müessesesi ile hukuka uygunluk nedenlerinde yarattığı etki ortaya konulacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SURİYE’NİN ÜNİTER YAPISININ KORUNMASINDA TÜRKİYE’NİN SINE QUA NON MENFAATİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68239</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68239</guid>
      <author>Nuray Ekşi</author>
      <description>Bu çalışmada öncelikle Suriye iç savaşındaki ana aktörler tespit edilmeye çalışılacaktır. Ardından BM organlarının 2011 yılından itibaren Suriye ile ilgili aldığı kararları, BM organları tarafından kurulan ‘Komisyon’ ve ‘Mekanizma’ açıklanacaktır. ABD ve Avrupa Birliği tarafından Suriye’ye uygulanan yaptırımlar kısaca özetlenecektir. Bazı ulusal mahkemeler ‘evrensel yargı yetkisi’ ilkesine dayanarak, Suriye iç savaşına karışan aktörler tarafından işlenen savaş suçlarını, insanlığa karşı suçları ve barışa karşı suçları yargılamış ve failleri cezalandırmıştır. Çalışmamızda, bu davalardan bazı örnekler verilecektir. 1998-2011 yılları arasında Türkiye ile Suriye arasındaki güvenlik ve terörle mücadele işbirliği anlaşmaları; Adana, Soçi ve Astana Mutabakatları; Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonları ve bu operasyonların uluslararası hukuk açısından dayanağı da kısaca değerlendirilecektir. Suriye’nin üniter yapısının korunmasının önemi başlığı altında iki konu ele alınacaktır. Birincisi, Suriye’nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün korunmasının milletlerarası antlaşmalardan kaynaklanan bir yükümlülük teşkil etmesidir. İkincisi ise Suriye’nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün korunmasının uluslararası güvenlik ve politika açılarından elzem olmasıdır. Çalışmamız, Suriye’nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye açısından önemine ilişkin yorum ve değerlendirmelerimizin yer aldığı sonuç kısmı ile sonlandırılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İDARİ YARGI KARARLARI ÇERÇEVESİNDE “SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK”</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67795</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67795</guid>
      <author>SEZİN ÖZTOPRAK</author>
      <description>ÖZ&#13;
Modern devlette, suça sürüklenen çocuk, her ne kadar suç olarak nitelendirilen bir fiil işlemiş olsa da, aslında kendisi de işlemiş olduğu suçun mağduru olarak kabul edilmektedir. Tüm çocuklar için geçerli olan çocuğun korunması ilkesi, suça sürüklenen çocuk açısından daha önemli hale gelmektedir. Suça sürüklenen çocuğun topluma yeniden kazandırılarak, korunması gerekmektedir. Bu noktada idarenin faaliyetleri ve idari yargı kararları önemli bir role sahip bulunmaktadır. Türkiye’de başta Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme olmak üzere diğer mevzuat hükümleri de bunu gerektirmektedir. Bu çalışmada, suça sürüklenen çocuk, idari yargı kararlarında ele alındığı şekilde ve nasıl ele alınması gerektiğine işaret edilerek incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


