






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2022 Sayı 240</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2269</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>ANAYASA MAHKEMESİ’NİN BİREYSEL BAŞVURU KARARLARININ YERİNE GETİRİLMESİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64589</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64589</guid>
      <author>Selman KARAKUL</author>
      <description>Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının yerine getirilmesi hukuk devletinin temel gereklerinden birisi olarak kabul edilmektedir. AYM kararlarının bağlayıcı olduğu Anayasa ve diğer hukuki düzenlemelerde açıkça ifade edilmiş olsa da, özellikle bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesinde bazı güçlüklerle karşılaşılmaktadır. AYM’nin bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesi sürecinde alınması gereken genel ve bireysel tedbirlerin uygulanmasına yönelik çeşitli öneriler bulunmaktadır. Bu öneriler arasında yeni bir kurumsal yapının oluşturulması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının icrasının denetim sürecine benzer bir mekanizmanın, iç hukukta da kabul edilmesi sayılabilir. Bu çalışmada AYM’nin bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesine ilişkin değerlendirmelere yer verilmektedir. Birinci bölümde, bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesinin önemi ve gerekliliği; ikinci bölümde, bazı Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesiyle ilgili hukuki çerçeve; üçüncü bölümde bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesi sürecinde AYM’nin rolü; dördüncü ve son bölümde ise bireysel başvuru kararlarının yerine getirilmesinde kurumsallaşma önerileri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) sisteminin iç hukukta uygulanabilirliği incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Sorumluluğun Şartları</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65921</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65921</guid>
      <author>Sera REYHANİ YÜKSEL</author>
      <description>TBK m. 116 düzenlemesi yardımcı kişilerin fiillerinden borçlunun sorumluluğunu düzenlemektedir. Borcun bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati olmadıkça borçlunun şahsen ifa zorunluluğunun olmaması dolayısıyla borçlunun borcunu ifa ederken (ve hatta alacaklının haklarını kullanırken) yardımcı kişi kullanması mümkün olabilmektedir. Üstelik uzmanlaşmanın kazandığı önem dolayısıyla borçlunun borcunu ifasında yardımcı kişi kullanması kimi durumda zorunlu da olabilmektedir. Kanun koyucu bu gerçekten hareketle borcun ifasında yardımcı kişi kullanılmasını mümkün kılmışsa da borçlunun yardımcı kişilerin fiilinin rizikosunu üstüne alması ve yardımcı kişilerin işi yürüttükleri esnada alacaklıya verdiği zararı tazmin etmesi gerektiğini düzenlemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNCEL GELİŞMELERLE CİMER BAŞVURULARI VE İDARİ YARGIDA DAVA AÇMA SÜRELERİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66491</guid>
      <author>ÇAĞLA TANSUĞ</author>
      <description>Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER), Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum vekuruluşlardan İletişim Başkanlığı bünyesinde “kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerine ilişkintalep, görüş ve önerilerin kolayca iletilebilmesi ve bunların ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıncadeğerlendirilerek cevaplandırılması amacıyla” kurulmuştur. 2006 yılında başlatılan bu kamuhizmeti, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı açısından gelişerek, kullanılan yetkiler veizlenen usuller bakımından ise ilgili mevzuatta özellikle son dönemde yapılan değişiklikleringösterdiği şekilde güncellenerek sürdürülmekte ve günümüzde CİMER yoluyla milyonlarca kişiyehizmet sağlandığı görülmektedir. Konuyu idare hukuku perspektifinden ele alan bu çalışmanın ilkbölümünde, 2022 yılı Haziran ayında yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı İletişim MerkeziYönetmeliği’nin getirdiği yeniliklerden hareketle CİMER aracılığıyla yapılabilecek başvurularınkapsamında meydana gelen değişim, güncel başvuru türlerine değinerek incelenmektedir. İkincibölümde, günümüzde CİMER aracılığıyla yapılabilecek başvuruların idari yargıda dava açmasürelerine etkisi, farklı ihtimaller tartışılarak değerlendirilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAHİPSİZ SOKAK KÖPEKLERİNİN VERMİŞ OLDUĞU ZARARLAR BAĞLAMINDA İDARENİN KUSUR SORUMLULUĞU</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64213</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64213</guid>
      <author>Mehmet Hatipoğlu</author>
      <description>Kamu idareleri, görev alanları içerisinde yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini gereği gibi ifa etmekle beraber, hizmetin her safhasında işleyişi kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla da yükümlüdürler. Bu bağlamda, son zamanlarda çok tartışılan ve sayıları gün geçtikçe artan sahipsiz ve güçten düşmüş sokak hayvanları, özelde de sahipsiz sokak köpekleri konusunda idarenin görev alanı ve bu konudaki sorumluluğu tartışmalara neden olmaktadır. Sokak köpeklerinin korunması, bakım ve gözetimlerinin yapılması hizmetinin yanında, saldırgan olanlarının insanlara, çevreye ve diğer hayvanlara zarar vermelerinin önlenmesinin de idarenin hizmet alanı içerisinde olup olmadığı tartışılmaktadır.&#13;
Bu çalışmamızda, kontrolsüz üremelerle popülasyonu artan ve birçok saldırı haberlerine konu olan sahipsiz sokak köpeklerinin ölümlü ya da yaralamalı saldırılarından, sebebiyet verdikleri trafik kazalarından, mala karşı vermiş oldukları zararlardan idarenin sorumluluk payı, bu sorumluluğun doğmasındaki gerekli koşullar, sorumluluğun sınırları ve öneriler ele alınacaktır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORMANI İŞGAL VE ORMANDAN FAYDALANMA (YARARLANMA) SUÇUNUN HUKUKİ OLARAK İNCELENMESİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64494</guid>
      <author>Osman Devrim ELVAN</author>
      <description>Türk Orman mevzuatında orman işgal ve faydalanma şeklinde bağımsız ve özel bir suç tanımı yapılmamıştır. 1937 yılında yürürlüğe giren ilk orman kanunundan günümüze kadar olan tüm kanun değişiklikleri incelendiğinde, ormanı işgal etmek, ormandan faydalanmak veya ormandan yararlanmak şeklinde bir suçun kanunlarda açıkça düzenlenmediği iddia etmek mümkündür. Doktrinde, içtihatlarda ve orman idaresinin tutanaklarında bu şekilde yer alan suç, ceza kanununun temel prensiplerine uygun olarak 6831 Sayılı Kanunun 17/1. maddesinin ihlali” olarak ifade edilmelidir. Çünkü kanunda suçun hareket şekilleri bağlı hareket şeklinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda suçun maddi unsuru ve hareket şekilleri “bina inşa etmek; ağıl inşa etmek; hayvanların barınmasına mahsus yerler yapmak; tarla açmak; işlemek; ormanda ekim yapmak ve orman içinde yerleşmek fiilleridir ve bunlar da suçun basit halleridir. Dolayısıyla suç olarak kanunda tanımlanmamış fiilleri yaptırıma bağlamak ceza hukukunun temel prensibi olan kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi (Nullum crimen, nulla peona sine lege) ile örtüşmemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


