






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2022 Sayı 235</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2123</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>TÜRK CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDA DAVAYA KATILMA VE KANUN YOLLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57931</guid>
      <author>Murat AYDIN</author>
      <description>Türk Ceza Muhakemesi Hukuku Sisteminde; mağdur, suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişiler ile malen sorumlular kamu davasına katılma hakkına sahiptirler. Mağdur ve suçtan zarar gören sıfatına sahip olanlar, savcı ile birlikte kamu davasına etki edebilecektir. Bu kişiler sanık aleyhine ve Cumhuriyet savcısından bağımsız olarak kanun yollarına başvurabileceklerdir. Malen sorumlular ise sanık ile birlikte kamu davasına katkı sağlayabilecek ve kendi haklarını koruyabilecektir.  Malen sorumlular menfaatleri doğrultusunda sanık lehine kanun yollarına başvurabileceklerdir. Kamu davasına katılma için sadece talep yeterli görülmeyecek, ayrıca mahkemenin de bu konuda bir karar vermiş olması gerekecektir. Katılma talebinde bulunan kişinin aleyhine bir karar verilmesi durumunda bu kişi kanun yolunda bu iddiasını ileri sürebilecekken; katılma talebinin lehinde karar verilmesi halinde sanık kanun yolları aşamasında bu karara karşı iddialarını ileri sürebilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Populizm ve İnsan Hakları</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62541</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62541</guid>
      <author>CEREN YILDIZ</author>
      <description>Son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen ve kullanımı yaygınlaşan popülizm kavramı, birçok tartışmaya ve çalışmaya konu olmaktadır. Popülizme ilişkin yapılan çalışmalarda popülizmin etki alanının, devletlerin sosyoekonomik yapısı ile etkin siyasi makamlardaki liderlerin rolüne bağlı olarak değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Bu değişkenliğin günümüze en önemli yansıması ise insan hakları hukukuna yöneliktir. Popülizmin, insan haklarını açıkça reddetmemekle birlikte kavramı kendi ihtiyaçları doğrultusunda yorumlayarak oldukça seçici ve araçsal bir yaklaşım benimsediği görülmektedir. Bu yaklaşım, artan sayıda ülkede popülist rejimlerin yükselişi ile insan hakları doktrinin son yarım yüzyılda kaydettiği ilerlemenin yeni ve farklı zorluklarla karşı karşıya kalmasına ve insan haklarının önemli bir tehdit altında olmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu güncel popülist dalganın, insan hakları hukukuna ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına etkisi, ileri sürdükleri eleştirel argümanlar çerçevesinde incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK CEZA HUKUKU DOKTRİNİNDE SUÇUN UNSURLARI</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62109</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62109</guid>
      <author>lamiha ÖztürkSezgi DEMİRKALE ,Evrim GÜN  </author>
      <description>Suçun unsurlarının 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda açıkça ifade edilmediği görülmektedir. Bu belirsizliğin Türk Ceza Hukukunda bir kaosa neden olduğu mevcut eserlerin incelenmesi ile görülebilir. Unsurların ayrımı, suçun varlığı üzerinde birden çok görüş ve fikir ayrılığı oluşmuştur. Bu görüş çeşitliliği, zenginlik anlamına gelmekle beraber bir yandan da kafa karışıklığına ve okuyucularda, öğrencilerde kavrama zorluğuna neden olmaktadır.&#13;
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suçların ayrı ayrı tanımlandığı hükümlere bakıldığında, o suçlara özel unsurların anlaşılması daha kolaydır. Ancak TCK’da suç tanımı da yer almamakla birlikte suçun genel unsurları bakımından da aleni bir çıkarım yapılamamaktadır. Ancak bazı TCK ve CMK maddeleri ve gerekçelerinden suçun unsurları hususunda TCK’nın görüşü ile ilgili ipuçları elde edebilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eşlerden Birinin Ölümü Hâlinde Katılma Alacağı ile Miras Payı Arasındaki İlişki</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57529</guid>
      <author>Melisa Gündoğdu Özbek</author>
      <description>Eşlerden birinin ölümü hem mal rejimleri hukukunda hem de miras hukukunda bazı hukuki sonuçların doğmasına neden olmaktadır. Sağ kalan eşin katılma alacaklısı ya da borçlusu olması durumuna göre mirasçıların miras paylarının miktarı önemli ölçüde değişmektedir. Sağ kalan eşin ölen eşten katılma alacağı olması hâlinde, sağ kalan eş katılma alacağının hem alacaklısı hem de mirasçı sıfatıyla borçlusu konumunda olmaktadır. Ölen eşin, sağ kalan eşe karşı katılma alacağının olması hâlinde ise sağ kalan eş katılma alacağının hem borçlusu hem de mirasçı sıfatıyla alacaklısı olmaktadır. Özellikle katılma alacağı bakımından sağ kalan eşte alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi ve terekenin borcundan mirasçıların müteselsilen sorumlu olmaları meseleleri uygulamayı güç hâle getirmektedir. Bu çalışmada sağ kalan eşin katılma alacağının; mal rejimi hukuku bakımından alacaklısı, miras hukuku bakımından ise borçlusu olmasının uygulamada ortaya çıkardığı problemler; matematiksel hesaplamalarla birlikte doktrindeki görüşler ve yargı kararları ile açıklanmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SORUMSUZLUK NEDENİ OLARAK İDDİA VE SAVUNMA DOKUNULMAZLIĞI (TCK m. 128) </title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62186</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62186</guid>
      <author>SONER HAMZA ÇETİN</author>
      <description>TCK m.128’de yer alan, “&lt;em&gt;Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez” &lt;/em&gt;şeklindeki düzenleme, Türk Hukuk Doktrininde çoğunlukla iddia ve savunma hakkının kullanılması (TCK m.26/1) kapsamında bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir. Daha az savunulan diğer görüşe göre ise bu dokunulmazlık aslında fail için kabul edilmiş bir sorumsuzluk (bağışıklık, cezasızlık) nedenidir. Böylesine bir fikir ayrılığının sadece teorik düzeyde kaldığı düşünülmemelidir. Çünkü kabul edilecek olan görüşe göre, düzenlemede gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, iddia ve savunma yapan hakkında verilecek karar değişecektir. Hukuka uygunluk sebeplerinden hakkın kullanılması olarak kabul edilmesi durumunda; fiili gerçekleştiren için &lt;em&gt;“olayda hukuka uygunluk nedenin bulunması”&lt;/em&gt; nedeniyle, suçun unsuru oluşmadığından, CMK m.223/2-d gereğince &lt;em&gt;“beraat”&lt;/em&gt;; düzenleminin bir sorumsuzluk (bağışıklık, cezasızlık) nedeni olarak kabul edilmesi durumunda ise, fail hakkında, &lt;em&gt;“İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen&lt;/em&gt;”, CMK m.223/4-b hükmü gereğince, &lt;em&gt;“ceza verilmesine yer olmadığı kararı&lt;/em&gt;” verilmesi gerekir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


