






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Legal Hukuk Dergisi, Yıl 2022 Sayı 233</title>
    <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1911</link>
    <description>Legal Hukuk Dergisi</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU ÇERÇEVESİNDE TAHKİMDE HAKEM KARARLARININ GEREKÇESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62112</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62112</guid>
      <author>Efe DIRENİSA </author>
      <description>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre yürütülen ulusal (iç) tahkim yargılaması sonunda verilen hakem kararlarının gerekçeli olup olmaması konusunda doktrinde farklı görüşler mevcuttur. Bu çalışmada tahkim yargılamasında verilen hakem kararlarının gerekçeli olup olmaması üzerinde durulacaktır. Öncelikle gerekçeli karar hakkı, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu gerekse yeri geldikçe Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamındaki tahkim yargılaması bakımından değerlendirilecek; sonrasında başta Alman hukuku olmak üzere farklı hukuk sistemlerindeki düzenlemeler, Türk hukuku açısından da irdelenerek ele alınacaktır. Daha sonra hakem kararlarının gerekçeli olup olmaması hususu, hakem kararlarının tenfizi bakımından incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AKREDİTİFE DAİR ELEKTRONİK BELGE İBRAZI VE E-UCP KURALLARI</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55729</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55729</guid>
      <author>Nihat Şenol UZUN</author>
      <description>Bu çalışmada, uluslararası ticaretin finansmanında her yıl milyarlarca dolarlık nakit akışının en önemli araçlarından biri olan akreditifin gelişen teknolojinin de desteğiyle yeni bir elektronik gelişim safhasına geçmesi üzerinde durulacaktır. İthalatçı, ithalat bedelini ödemeye hazır olup satın aldığı mal ve hizmet hakkında endişeliyken; ihracatçı ise sattığı mal ve hizmet karşılığındaki bedel konusunda endişe duymaktadır. Bu kapsamda akreditif yöntemiyle bankalar birer aracı güven kurumu olarak tarafların bu yöndeki endişelerini gidermektedir. Akreditif bankasının bu süreçteki en önemli görevi ise ibraz konusu akreditif belgelerini incelemektir. Akreditifin kendisi uluslararası ticaretin finansmanının yaşam kanı ise sahte/hileli belge ibrazı da uluslararası ticaretin kanser hücresi olmaktadır. Bu süreçte UCP 600 (=Akreditife İlişkin Bir Örnek Kurallar) kurallarının daha etkin işlemesini sağlamak amacıyla teknolojinin desteğiyle E-UCP kuralları ihdas edilmiştir. Bu çalışmada elektronik belge ibrazı sayesinde sahte/hileli belge ibrazının engellenmesinin UCP 600 kurallarının daha etkin işlemesine yaptığı katkı üzerinde durulacak, çeşitli hukuki eleştiriler ve çözüm önerileri getirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Bakımından Karasularının Durumu</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57549</guid>
      <author>Yunus Emre Bağlar</author>
      <description>Devletler yalnızca kara sınırları üzerinde değil; hava sahaları ve deniz alanlarında da egemenlik yetkilerini kullanmaktadır. Denizlerde değerli madenlerin keşfedilmesi, deniz yollarının ulaşım ve ticarette yaygın olarak kullanılması denizler üzerindeki yetki alanlarının önemini artırmaktadır. Bu nedenle devletlerin denizler üzerindeki yetki alanları genişletmeye yönelik çabaları, uluslararası alanda deniz yetki alanlarının sınırlandırılması hukukunun gelişmesine neden olmuştur. Bu çalışmada deniz yetki alanlarının sınırlandırılması bakımından karasularının durumu incelenmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde egemenlik yetkileri bakımında karasularının niteliği ele alınmış; ikinci bölümde deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasının hukuki dayanaklarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde karasularında kıyı devletinin yetkilerinin sınırlandırılması hususu karasularının genişliği, zararsız geçiş hakkı ve yargı yetkisi yönünden incelenmiştir. Son bölümde ise Türk hukukundaki karasuları rejiminden bahsedilerek çalışma nihayete erdirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YARGI KARARLARINDA  TÜZEL KİŞİLİK PERDESİNİN ARALANMASI YOLUYLA İLİŞKİLİ ŞİRKETİN SORUMLU KILINMASI</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56819</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56819</guid>
      <author>Ayşe ŞAHİN</author>
      <description>Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin Türk hukukunda iki farklı koldan geliştiği, son dönemde bu farklı temellerin birbirine yaklaştığı, bir anlamda harmanlandığı gözlemlenmektedir. Bir yandan organik bağ kriterleri tespit edilerek ilişkili şirketin sorumlu kılınmasının ağırlık taşıdığı yirmi yıla yakın bir yargı uygulaması söz konusudur. Diğer yandan teorinin maddi hukuka ilişkin koşulları olarak, malvarlıklarının ve alanların karışması, öz kaynak yetersizliği, yabancı yönetim şartlarının mevcut olması gerektiği öğretide belirtilmektedir. Bu noktada çalışma kapsamında, teorinin uygulanmasının ve ilişkili şirket/şirketlerin sorumlu kılınmasının gündeme geldiği yargı kararlarında, teorinin maddi hukuka ilişkin şartlarının, ne kadar karşılık bulduğu, uygulanma alanı bulup bulmadığı, organik bağ kriterleri çakışma ve ayrışma noktalarının bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Bu bağlamda anılan şartların, kararlarda organik bağlardan ayrı koşullar olarak mı yer bulduğu, yoksa ortak bir paydada buluşup buluşmadığı, ya da kümülatif olarak mı mevcut olması gerektiği hususları değerlendirilmiştir.  &#13;
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi, sermaye şirketlerinin temelini oluşturan sınırlı sorumluluk ve ortakların şirket borçlarından sorumlu tutulamaması yönündeki ilkelere önemli bir istisna teşkil ettiğinden sınırlı uygulama alanı bulur. İstisnai ve ikincil niteliktedir, öncelikle borçlu şirketin takip edilmesi gerekmektedir. Teorinin uygulanmasını sınırlandıran bu şartların ilişkili şirketin sorumluluğuna ilişkin kararlardaki uygulanma şekli ve görünümü incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTONOM GEMILERIN KORSANLIĞIN ÖNLENMESİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57854</link>
      <guid isPermaLink="true">https://basvuru.legaldergi.com.tr/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57854</guid>
      <author>Ayça UÇAR</author>
      <description>Korsanlık” denizcilik sektörünün en tartışmalı ve en önemli konularından birini teşkil etmektedir. Denizlerde, gemilere, yüklere ve mürettebata yönelik korsan saldırılarının önlenmesi yöntemleri yüzyıllar boyunca tartışılmıştır. Bununla birlikte, söz konusu çalışmalar denizde korsanlık faaliyetlerini önlemenin göründüğü kadar basit olmadığını göstermiştir. Korsan saldırılarını önleme yöntemleri ve artan prim oranları, akademik olarak dikkate alınması gereken önemli bir konudur. Aynı şekilde diğer bir önemli konu da, otonom gemilerin denizlerdeki korsan saldırılarının azaltılması üzerinde olumlu bir etkisinin olup olmayacağıdır. hem denizcilik hem de sigorta piyasası yeni belirsizliklere neden olacak otonom gemilerin denizlerde seyrüsefere başlaması ile birlikte daha karmaşık sorunları ele alacak ve yeni teknoloji yeni belirsizliklere neden olacaktır. Özellikle, navigasyon riskleri, siber güvenlik önlemleri, güvenlik  gibi yeni risk türleri yaratacak yeni teknolojiyle ilgili bazı endişeler vardır. Ek olarak yeni hukuki düzenlemelerin uygulamaya konulması gerekmektedir. Denizcilik endüstrisindeki hızlı gelişme bilimi ve teknolojisine rağmen, otonom gemiler, gemilerin denizlerde  güvenli bir şekilde seyrüsefer yapması için tartışmasız yeni uluslararası düzenlemelere ihtiyaç duymaktadır.&#13;
Bu makale esas olarak, yeni teknolojinin korsanların açık denizlerdeki faaliyetlerini azaltmaya yardımcı olup olmayacağı sorusunu ele alacaktır. Ayrıca korsanlık sorununu ele almak için mevcut önleme yöntemleri incelenecektir. Son olarak, bu makale fidye ödemeleriyle ilişkili artan sigorta prim maliyetini analiz edecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


