DİJİTAL ANAYASACILIK: DİJİTAL ALANDA İKTİDARIN SINIRLANDIRILMASI VE DİJİTAL HAKLARIN KORUNMASI

Author :  

Year-Number: 2026-283 (Temmuz)
Language : Türkçe
Subject : Anayasa Hukuku
Number of pages: 40-80
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Dijital dönüşüm, klasik anayasacılığın devlet odaklı iktidar mimarisini çözerek hem kamusal hem de özel dijital aktörlerin birlikte sınırlandırılmasını gerektiren yeni bir güç denklemi yaratmaktadır. Bu makale, dijital anayasacılığı; hukukun üstünlüğü, temsiliyet ve etkili başvuru ilkelerini dijital alana taşıyan ve “çevrimiçi kapı bekçisi” platformların fiilî iktidarını da kapsayan normatif bir çerçeve olarak ele almakta; bu çerçeve üzerinden dijital insan haklarının tanınmasının yöntemini ve zorunluluğunu tartışmaktadır. Çalışma, dijital insan haklarını iki katmanlı bir yapı içinde kavramsallaştırır: (i) ifade ve haberleşme özgürlüğü, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması gibi tanınmış hakların çevrimiçi bağlamda ölçülülük ve dengeleme ilkeleriyle yeniden yorumlanması; (ii) internete erişim, dijital mahremiyet, unutulma/dizinden çıkarılma, çevrimdışı olma, siber tehditlerden korunma ve algoritmik şeffaflık gibi dijital bağlama özgü yeni hak taleplerinin normatif temellendirilmesi ve kurumsal güvencelere bağlanması. Enformasyonel/bilgisel anayasacılıktan başlayarak kurucu anayasacılık, temel hakların yatay etkisi ve internet hakları bildirgeleri analiz edilmekte; AB’de son yıllarda kabul edilen başlıca düzenlemelerin (özellikle GDPR, DSA ve DMA) özel platform iktidarını şeffaflık, gerekçeli açıklama, risk değerlendirmesi ve bağımsız denetim yükümlülükleriyle sınırlayan dijital anayasal bir rejime dönüştüğü gösterilmektedir. Türkiye bağlamında dijital alana ilişkin temel mevzuat, yüksek yargı içtihadı ve uluslararası göstergeler ışığında, mevcut düzenlemenin güvenlik ve idari kontrol eksenli olduğu, hak‑odaklı usul güvenceleri bakımından ise yetersiz kaldığı saptanmaktadır. Sonuçta makale, dijital anayasacılığın Türkiye için kavramsal bir tercih değil, dijital çağda anayasal demokrasinin meşruiyetini sürdürebilmesinin koşulu olduğunu; dijital insan haklarının açıkça tanınması ve hem devlete hem özel platformlara karşı işletilebilir kılınmasının normatif bir zorunluluk hâline geldiğini ortaya koymaktadır.

Keywords

Abstract

Digital transformation is dismantling the state‑centric power architecture of classical constitutionalism and generating a new configuration in which both public and private digital actors must be simultaneously constrained. This article conceptualises digital constitutionalism as a normative framework that transposes the principles of the rule of law, representation and effective remedy to the digital sphere and encompasses the de facto power of “online gatekeeper” platforms; on this basis, it examines the method and the normative necessity of recognising digital human rights. The study frames digital human rights in a two‑layered structure: (i) the reinterpretation of established rights such as freedom of expression and communication, the right to privacy and the right to data protection in the online environment through proportionality and balancing; and (ii) the normative justification and institutional safeguarding of digital‑specific claims, including the right to internet access, digital privacy, the right to be forgotten/de‑indexed, the right to disconnect, protection against cyber‑threats and algorithmic transparency. Starting from informational constitutionalism, it analyses constitutive constitutionalism, the horizontal effect of fundamental rights and internet bills of rights and argues that the main EU instruments adopted in recent years (e.g. GDPR, DSA and DMA) amount to an emerging digital constitutional regime that constrains platform power through duties of transparency, reason‑giving, risk assessment and independent oversight. In the Turkish context, an examination of the core legal framework governing the digital sphere, higher court jurisprudence and international indicators reveals a regulatory landscape primarily oriented towards security and administrative control, and markedly weak in rights‑based procedural safeguards. The article concludes that digital constitutionalism is not merely a conceptual option for Türkiye but a precondition for preserving the legitimacy of constitutional democracy in the digital age, and that the explicit recognition of digital human rights, enforceable both against the state and powerful private platforms, has become a normative imperative.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics