Dijital Dünyada Paylaşan Ebeveynlerin Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçları (TCK. m. 233) Kapsamında Sorumluluğu

Author :  

Year-Number: 2026-283 (Temmuz)
Language : Türkçe
Subject :
Number of pages: 81-120
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Dijital çağda ebeveynlerin çocuklarına ait kişisel verileri sosyal medya platformlarında paylaşmaları, literatürde sharenting olarak adlandırılan yaygın bir ebeveynlik davranışı haline gelmiştir. Çoğu zaman iyi niyetli bir paylaşım veya ebeveynin kendini ifade etme biçimi olarak görülen bu uygulamalar, çocukların mahremiyeti, onuru, psikososyal gelişimi ve dijital kimliği bakımından uzun vadeli riskler doğurabilmektedir. Bu çalışma, paylaşan ebeveynlik uygulamalarını Türk Ceza Kanunu’nun 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu kapsamında ele alarak ebeveynlerin cezai sorumluluğunun sınırlarını incelemektedir.

Çalışmada, aile hukukundan doğan bakım, eğitim ve koruma yükümlülüklerinin dijital çağda yalnızca fiziksel veya maddi alanla sınırlı biçimde yorumlanamayacağı, dijital ortamın çocukların toplumda varoluşunun ve kimlik gelişiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, ebeveynlerin çocuklarını dijital risklere karşı koruma yükümlülüğünün de bakım ve eğitim borcunun çağdaş bir görünümü olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır. Bu çerçevede, paylaşan ebeveynlik uygulamalarının hangi koşullarda TCK m. 233/1 kapsamında bakım ve eğitim yükümlülüğünün ihlali oluşturabileceği ve hangi hallerde ihmal biçimlerinin TCK m. 233/3 kapsamında çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır biçimde tehlikeye sokma suçuna dönüşebileceği analiz edilmeye çalışılmaktadır.

Çalışma, paylaşan ebeveynlik uygulamalarının otomatik biçimde cezai sorumluluk doğurması gerektiği yönünde bir yaklaşımı benimsememektedir. Aksine, ceza hukukunun son çare niteliği korunarak, yalnızca çocuğun üstün yararının açık biçimde zedelendiği; paylaşımların sistematik, onur kırıcı veya çocuğun psikososyal bütünlüğünü ciddi biçimde tehdit eden bir nitelik kazandığı durumlarda cezai sorumluluğun gündeme gelmesi gerektiği vurgulanmaktadır. 

Sonuç olarak bu çalışma, paylaşan ebeveynlik uygulamalarını tümüyle ceza hukukunun konusu haline getirmeden; ancak dijital çağa özgü ihmal biçimlerini görünür kılarak, çocuğun üstün yararını merkeze alan ve ceza hukukunu çok katmanlı bir çocuk koruma rejiminin tamamlayıcı unsuru olarak konumlandıran dengeli bir değerlendirme çerçevesi sunmayı amaçlamaktadır.

Keywords

Abstract

In the digital age, parents’ sharing of their children’s personal data on social media platforms has become a widespread parenting practice commonly referred to as sharenting in the literature. Although such practices are often perceived as well-intentioned forms of parental expression or everyday sharing, they may generate long-term risks for children’s privacy, dignity, psychosocial development, and digital identity. This article examines sharenting practices within the framework of the offence of violation of family law obligations under Article 233 of the Turkish Penal Code, with a particular focus on the limits of parental criminal liability.

The study argues that parental duties of care, education, and protection arising from family law cannot be interpreted as confined solely to the physical or material sphere in the digital era. As digital environments have become an integral part of children’s social existence and identity formation, parents’ obligation to protect their children against digital risks should be understood as a contemporary manifestation of their duties of care and education. Within this framework, the article analyzes the conditions under which sharenting practices may constitute a breach of care and education obligations under Article 233(1) of the Turkish Penal Code, as well as the circumstances in which such practices may escalate into forms of neglect that fall within the scope of Article 233(3), where a child’s morality, safety, or health is seriously endangered.

The study does not endorse an approach that treats sharenting practices as automatically giving rise to criminal liability. On the contrary, while preserving the ultima ratio character of criminal law, it emphasizes that criminal responsibility should arise only in situations where the child’s best interests are clearly compromised—particularly where sharing practices become systematic, dignity-violating, or pose serious threats to the child’s psychosocial integrity.

Ultimately, this article aims to offer a balanced analytical framework that does not subsume sharenting practices wholesale under criminal law, yet renders visible the distinctive forms of neglect emerging in the digital age. By centering the best interests of the child and positioning criminal law as a complementary element within a multi-layered child protection regime, the study seeks to contribute to a more nuanced and rights-based legal assessment of parental digital sharing practices.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics