Bu çalışmada, 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 12. maddesinin son fıkrasının, “kurucularının çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların, taşınmaz mal edinmeleri hakkında, 22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35 inci maddesinin uygulanacağına” dair hüküm uygulama alanı ve doktrindeki farklı görüşler yönünden tartışılmıştır.
Çalışmamızda, öncelikli olarak Türk hukukunda vakıf kavramı, vakfın kurulması, tüzel kişilik kazanması, hak ehliyeti ve örgütlenmesine ilişkin genel esaslara yer verilmiştir. Türk hukukunda vakıf kurucularının, Türk olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Vakıflar Kanunu m.5/4 hükmünde yabancıların, hukuki ve fiili mütekabiliyet esasına göre Türkiye’de vakıf kurabileceği açıkça düzenlenmiştir. Yabancıların vakıf kurma ehliyetine uygulanacak hukuk, MÖHUK m.9 uyarınca tayin edilecektir. Bununla beraber Vakıflar Kanunu m.6/5 ve Yönetmelik m.13/1 uyarınca yönetim organında görev alan kişilerin Türk vatandaşı veya yabancı olmaları fark etmeksizin çoğunluğunun Türkiye’de yerleşik kişiler olmaları gerekir. Bir kişinin Türkiye’de yerleşik olduğunun kabulü için Türkiye’de yerleşim yeri bulunmalıdır.
İkinci kısımda, kurucularının çoğunluğu yabancı uyruklu vakıf kavramı açıklanmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun vakıflarla ilgili düzenlemelerinde, yabancı vakıflar ile Türkiye’de kurulmuş ve ancak kurucularının çoğunluğu yabancı olan vakıflar arasında bir ayrım yapılmamıştır. Buna karşılık Vakıflar Kanunu m.12/5 ve m.26 hükümlerinde kurucularının çoğunluğu yabancı olan vakıfların taşınmaz mal edinmeleri düzenlenmiştir. TMK hükümlerine göre kurulmuş bir yeni vakfın kurucularının çoğunluğunun yabancı uyruklu olup olmadığının tespiti, kanaatimizce bazı hallerde tereddütlere yol açmaktadır. Vakıflar Kanunu’nda m.12/5 ve m.26 hükümlerindeki “çoğunluktan” ne anlaşılması gerektiği Kanun’da açıklanmamıştır. Tereddütte yol açabilecek diğer bir durum, gerçek kişi kurucunun çok/çifte vatandaşlık durumudur. Doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkanlar, KKTC vatandaşları, uzun dönem ikamet izni, süresiz çalışma izni ve Turkuaz kart sahibi yabancılar bakımından da değerlendirme yapılmıştır. Çelişki yaratan bir diğer durum ise yabancıların da Türkiye’de yerleşik olmaları şartıyla, Türkiye’de kurulmuş vakıfların yönetim organında görev alabilmeleridir.
Çalışmamızın üçüncü kısmında kurucuların çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıflar, tâbiiyet bağı yönünden tartışılmıştır. Türk doktrininde hakim görüşe göre, TMK hükümlerine göre Türkiye’de kurulmuş ve idare merkezi Türkiye’de bulunan vakıflar Türk tâbiiyetindedir. Vakıfların tâbiiyetinde benimsenen sistem, merkez yeri sistemi ve ölçüt ise idare merkezidir. Vakıflar Kanunu’nun, kurucularının çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların, taşınmaz mal edinmeleri hakkında, sadece yabancıların Türkiye’de taşınmaz mal edinmesine dair 22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35’inci maddesinin uygulanacağını hüküm altına alması, vakıfların tâbiiyetinin tespitine ilişkin bir atıf olup olmadığı yönünden tereddütlere yol açmaktadır.
Dördüncü kısımda, kurucularının çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların Türkiye’de taşınmaz mal edinmelerinin mümkün olup olmadığına yönelik doktrindeki görüşlere yer verilmiştir. Değerlendirme ve önerilerimizin açıklandığı son kısımda, kurucularının çoğunluğu yabancı olan vakıfların, Türkiye’de taşınmaz edinmelerine ilişkin Vakıflar Kanunu m.12/son hükmünün Tapu Kanunu’nun 35. maddesinin uygulanacağını öngörmesinin belirsizliklere yol açtığı vurgulanmıştır ve çözüm önerilerimiz ortaya konulmuştur.
In this study, the application area of the last paragraph of Article 12 of the Law on Foundations numbered 5737, and dated 20/2/2008 stating that “foundations with a majority of foreign founders shall be subject to the provisions of Article 35 of the Title Deed Law No. 2644, dated 22/12/1934, concerning the acquisition of immovable property,” has been discussed in terms of its implementation and differing views in doctrine.
Primarily, our paper includes general principles concerning the concept of foundations in Turkish law, the establishment of a foundation, acquisition of legal personality, legal capacity, and organization. In Turkish law, there is no requirement for the founders of a foundation to be Turkish citizens. The provision in Article 5/4 of the Law on Foundations explicitly states that foreigners may establish foundations in Turkey based on the principle of legal and actual reciprocity. The law applicable to the capacity of foreigners to establish foundations will be determined according to Article 9 of the Law on Private International Law and Procedure Law (MÖHUK). Furthermore, according to Article 6/5 of the Law on Foundations and Article 13/1 of the Regulation, the majority of individuals serving on the governing body must be residents in Turkey, regardless of whether they are Turkish citizens or foreigners. For an individual to be considered a resident in Turkey, they must have a place of residence in Turkey.
In the second part, the concept of a foundation with a majority of foreign founders is explained. There is no distinction made in the provisions of the Turkish Civil Code regarding foundations between foreign foundations and those established in Turkey with a majority of foreign founders. In contrast, Articles 12/5 and 26 of the Law on Foundations regulate the acquisition of immovable property by foundations with a majority of foreign founders. The determination of whether the majority of founders of a newly established foundation under the Turkish Civil Code are foreign nationals may lead to uncertainties in certain cases. The term “majority” in Articles 12/5 and 26 of the Law on Foundations is not clarified in the Law. Another situation that may cause confusion is the status of a real person founder who holds multiple or dual citizenship. An assessment has also been made regarding those who acquired Turkish citizenship by birth and then renounced it, citizens of the Turkish Republic of Northern Cyprus (KKTC), foreigners holding long-term residence permits, indefinite work permits, and those with a Turquoise Card. Another contradictory situation is that provided foreigners are residents in Turkey, they may serve on the governing body of foundations established in Turkey.
In the third part of our study, foundations with a majority of foreign founders are discussed in terms of nationality ties. According to the dominant view in Turkish doctrine, foundations established in Turkey under the provisions of the Turkish Civil Code and whose administrative center is located in Turkey are considered to be under Turkish nationality. The system adopted for the nationality of foundations is the center of administration system, with the criterion being the administrative center. The stipulation in the Foundations Law that only Article 35 of the Title Deed Law, concerning the acquisition of immovable property by foreigners, shall apply to foundations with a majority of foreign founders raises uncertainties regarding whether this constitutes a reference for determining the nationality of foundations.
In the fourth part, doctrinal views on the possibility of foundations with a majority of foreign founders acquiring immovable property in Turkey are presented. In the final section, where our evaluations and recommendations are discussed, it is emphasized that the provision in Article 12/last of the Foundations Law regarding the application of Article 35 of the Title Deed Law for foundations with a majority of foreign founders leads to ambiguities, and our proposed solutions are presented.